9 Şubat 2009 Pazartesi
1.Ahmet oğlu Hasan kızı Hatice
Hasan kızı Hatice, amcası Aliosman oğlu İbrahim(Körağa) ile evlenmiştir. (Fazlaca bilgi için bakınız:Aliosman oğlu İbrahim).
1.Ahmet oğlu Hasan kızı Sabire

Hasan kızı Sabire, Aktaşlı İbrahim ile evlenmiştir.
Aktaşlı, aynı zamanda Tevfik Eroğlu’nun eşi Zehra nın babası, Selahattin’in dedesidir. Dikkat edilirse Selahattin’in genotipinde (genotip: genlere dayalı karakterlerin oluşturduğu bedensel ve ruhsal yapı) Aktaşlı’yı anımsatacak benzerlikler görülmektedir.
Bu kardeşlerden Besime hanım, Kubbeli mahallesinde PTT memuru İsmet Alat ile evlenmiştir.
1.Ahmet oğlu Hasan kızı Fadime
8 Şubat 2009 Pazar
1. Ahmet oğlu 2.Ahmet
1. Ahmet’in 6 oğlundan en küçüğünün adıda Ahmet tir. Bu da diğer kardeşleri gibi Kubbeli Mahallesindeki mahut(bilinen sözü geçen) evde dünyaya gelmiştir. Evleninceye kadar babasıyla oturmuş ve çalışmıştır.
O müinsiz Hatice(Haççe kadın) ile evlenmiştir. Bu yüzden askere de gitmeyen Ahmet, yavşan da 20 numaralı haneyi inşa ederek orada oturmuştur.
Ahmet de diğer kardeşleri gibi babasının ona verdikleriyle ekonomik temelini oluşturmuştur. Sonra kendiside mal ve mülkünü çoğaltma çabalarına girişmiştir. Sivrihisar Kumacık hamamına yakın bir yerde ev satın almıştır.
2.Ahmet'i benim tanıma şansım oldu. Bir gün onu tek başına, bizim evin arkasındaki tarlanın içinde tıpkı bir şeyler arar gibi, başı önde hafif hafif gezinirken görmüştüm. Evdekilere bunu söylediğimde , hepsi hüzünlü bakışla onun hasta olduğunu söylemişlerdi.Ben sanırdım ki hasta yatakta yada evde olur. Bu çelişkiyi çözemediğimi anlayanlardan birisi dedi ki:
-O şuurunu kaybetti. Birisi elinden tutup götürmezse kendisi evini bulamaz
Zaten onun ölümü de o yıllara rastlar. Tahminen 1931 yılı.
Ahmet’in karısı Haççe tütün tiryakisiydi. Daha kötüsü afyon müptelasıydı.
Eskiden köylerde bir kişi grip, soğuk algınlığı, bronşit, öksürüklü ve ateşli bir hastalığa tutulduğunda bir pirinç tanesi kadar afyon sakızı yuttururlardı. Hasta gerçekten ağrılarından arınır geçici bile olsa bir rahatlama hissederdi. Bu yüzden afyon kullanımı çok yaygındı ve aspirin gibi her evde bulundurulurdu.
Haççe kadın o günlerden alışmıştı afyona. Onsuz yapamaz ve onu mutlaka ele geçirir, her gün bir mercimek kadar atardı. Son yıllarda afyon ekimi sınırlandırılınca afyon bulamaz olmuştu. Zorlanan Haççe kadın bizim evde eski afyon çizim ve alım gereçlerinde kalmış kuru afyonları kazıyarak onu elde etmeye çalışırdı.
Haççe kadının benim ve Dr.İhsan’ın hayatımızda özel bir anısı vardır. Biz Eskişehir de okurken bize Eskişehir’de bakacak bir kadın aranmaktaydı. Böyle birini bulmak zordu. Sonuçta büyüklerimiz Haççe kadın ile anlaşmışlardı. Birlikte 8 ay geçirdik.
Bu yıllarda Dr.Hüseyin Sarıkardaşoğlu(Dr.İhsan’ın amcazadesi ve Dr.Hamdi’nin babası) İstanbul Tıbbıyesinde okuyordu. O ara tatillerinden birinde Sivrihisar’a gitmek üzere geldiği Eskişehir’de bir akşam bizde kalmıştı. Hep birlikte yemeğe oturmuştuk. Tabii yer sofrası. Sofrada bir kaşık eksikti. Hüseyin ağabey kaşık istedi. Haççe kadın bakındı, yoğurt içinde gözüne çarpan kaşığı çıkardığı gibi uzattı doktor namzedine. O bu şakık bulaşık deyince olan olmuştu. Ben ve İhsan göz göze geldik ve yerin dibine geçtik. Ne mi olmuştu? Kadın bulaşık kaşığı ağzına alıp yalayarak temizledikten sonra doktor ağabeyimize buyur etmişti.
2.Ahmet’e ait soy kütüğü şöyledir:

O müinsiz Hatice(Haççe kadın) ile evlenmiştir. Bu yüzden askere de gitmeyen Ahmet, yavşan da 20 numaralı haneyi inşa ederek orada oturmuştur.
Ahmet de diğer kardeşleri gibi babasının ona verdikleriyle ekonomik temelini oluşturmuştur. Sonra kendiside mal ve mülkünü çoğaltma çabalarına girişmiştir. Sivrihisar Kumacık hamamına yakın bir yerde ev satın almıştır.
2.Ahmet'i benim tanıma şansım oldu. Bir gün onu tek başına, bizim evin arkasındaki tarlanın içinde tıpkı bir şeyler arar gibi, başı önde hafif hafif gezinirken görmüştüm. Evdekilere bunu söylediğimde , hepsi hüzünlü bakışla onun hasta olduğunu söylemişlerdi.Ben sanırdım ki hasta yatakta yada evde olur. Bu çelişkiyi çözemediğimi anlayanlardan birisi dedi ki:
-O şuurunu kaybetti. Birisi elinden tutup götürmezse kendisi evini bulamaz
Zaten onun ölümü de o yıllara rastlar. Tahminen 1931 yılı.
Ahmet’in karısı Haççe tütün tiryakisiydi. Daha kötüsü afyon müptelasıydı.
Eskiden köylerde bir kişi grip, soğuk algınlığı, bronşit, öksürüklü ve ateşli bir hastalığa tutulduğunda bir pirinç tanesi kadar afyon sakızı yuttururlardı. Hasta gerçekten ağrılarından arınır geçici bile olsa bir rahatlama hissederdi. Bu yüzden afyon kullanımı çok yaygındı ve aspirin gibi her evde bulundurulurdu.
Haççe kadın o günlerden alışmıştı afyona. Onsuz yapamaz ve onu mutlaka ele geçirir, her gün bir mercimek kadar atardı. Son yıllarda afyon ekimi sınırlandırılınca afyon bulamaz olmuştu. Zorlanan Haççe kadın bizim evde eski afyon çizim ve alım gereçlerinde kalmış kuru afyonları kazıyarak onu elde etmeye çalışırdı.
Haççe kadının benim ve Dr.İhsan’ın hayatımızda özel bir anısı vardır. Biz Eskişehir de okurken bize Eskişehir’de bakacak bir kadın aranmaktaydı. Böyle birini bulmak zordu. Sonuçta büyüklerimiz Haççe kadın ile anlaşmışlardı. Birlikte 8 ay geçirdik.
Bu yıllarda Dr.Hüseyin Sarıkardaşoğlu(Dr.İhsan’ın amcazadesi ve Dr.Hamdi’nin babası) İstanbul Tıbbıyesinde okuyordu. O ara tatillerinden birinde Sivrihisar’a gitmek üzere geldiği Eskişehir’de bir akşam bizde kalmıştı. Hep birlikte yemeğe oturmuştuk. Tabii yer sofrası. Sofrada bir kaşık eksikti. Hüseyin ağabey kaşık istedi. Haççe kadın bakındı, yoğurt içinde gözüne çarpan kaşığı çıkardığı gibi uzattı doktor namzedine. O bu şakık bulaşık deyince olan olmuştu. Ben ve İhsan göz göze geldik ve yerin dibine geçtik. Ne mi olmuştu? Kadın bulaşık kaşığı ağzına alıp yalayarak temizledikten sonra doktor ağabeyimize buyur etmişti.
2.Ahmet’e ait soy kütüğü şöyledir:

1.Ahmet oğlu 2.Ahmet oğlu Mehmet Ali

Mehmet Ali, ailenin tek erkek evladı olması nedeniyle kasabadaki ve köydeki tüm mal ve mülk Mehmet Ali’ye kalmıştır.
Mehmet Ali uzun boylu, zayıf, ince bir adamdı. Babası orta boylu, tıknaz, şişmanca biriykne; anneleri zayıf, esmerce bir kadın idi.
Mehmet Ali çok asabi, hareketli ve tezcanlıydı.Mehmet Ali Fadime ile evliydi. Fadime etine dolgun, akça pakça denilen tipte güzel bir kadındı.
Bu çiftte Yavşan’ın yıllarca çilesini çektiler. Ne ileri, ne geri.. Ekonomiyi geliştirecek başka bir olanak yoktu ki. M.Ali çiftçilikte bir atılım yapmak istedi. Bir çift at aldı ve ata alıştığı için sürekli alıp sattı. Ve atsız kalmadı.
M.Ali köydeki babadan kalma evi yetersiz ve basık bulduğu için köy meydanına, tıpki Avni Anık gibi ev yaptı. Avni ve M.Ali her ikiside arsanın kendilerine ait eski harmanyeri olduğu iddasıyla köy meydanına birer ev kondurdular. Bunlar iki sebebden haksızdı. Birincisi arsalarının en az üç katı başka arsalara tecavüz etmişlerdi. İkincisi orası köyün meydanıydı. Ev yapma hakları olamazdı.M.Ali ölünceye kadar 7 numaralı evde oturdu.
M.Ali’nin bir takma adı vardı ‘Çürük’. Bu ad onun bedeni için söylenmemişti. Çünkü onun kullandığı tüm araç ve gereçleri bakımsızdı ve çürüktü. Kendisi onlara bakım yapmadan onarmadan kullanırdı. Sonuçta hep zarar görürdü. Buna karşın o bu durumdan rahatsız olmazdı.
Onun atları bile bakımsızlıktan zayıf düşmüştü.M.Ali bağının üzümünü en iyi değerlendirenlerden biriydi. O üzümler olgunlaşınca, onları at arabasına yükler bağı olmayan köylere satmaya götürürdü. Oralarda üzüm parayla değil arpa ve buğday ile takas usulü satılırdı. Çünkü köylüde para yoktu. Ama 3-5 kg üzüm alacak kadar arpa yada buğday herkes de bulunurdu.
M.Ali kuvvetli sigara tiryakisiydi. Arada bir şarabın da tadına bakardı. Bence bu annesinden oğluna geçmiş, kalıtsal bir özellik olabilir. O kurallardan ve disiplinden pek hoşlanmazdı. Daha doğrusu o sıkıntıya gelebilecek bir tip değildi. Ama bu kötü alışkanlık onun hayatına malolmuştur.
Birgün bağda olmayacak bir yerden sürmek isteyince araba devrilmiş, kendisi arabanın altında kalarak yaralanmıştı. Kural tanımazlık onun ölümüne neden olmuştu.
Mehmet Ali’nin eşi Fadime ise 40 yaşında şeker hastalığından vefat etmiştir.M.Ali ve Fadime’nin çocukları ve ahfadı(torunları) aşağıda verilmiştir.
Ailenin tek erkek evladı İsmet Eroğlu, Eskişehir Belediyesinin otobüs işletmesinden emekli olmuştur. İsmet’in tipi babasını andırır. İsmet uyumlu, terbiyeli, insancıl ve sevimli bir kişiliğe sahiptir.
Ailenin ikinci oğlu Ahmet ise genotip olarak annesine benzerdi. Çok hatırnaz bir kişiydi. Genç yaşta onda da şeker hastalığı başlamıştı. Bu nedenle kangren olan Ahmet’in ayağı önce parmaklarından sonra dizlerinden iki kez kesilmiştir. Ahmet bu hastalıktan genç yaşta yaşama veda etmiştir.
Çocukluktan sonra bir daha hiç görmediğim, köy komsum ve akrabam Emine, annesine çekmiş, güzel bir kızdı. Emine Ballıhisar köyünün zengin ailelerinden Özmen’lerin İsmet ile evlenmiştir.
Ailenin küçük kızı Sıdıka’ya gelince, O Alemilerin Fevzi’nin oğlu İrfan Anık ile evlenmişse de bu evlilik yürümemiş ve üç çocuktan sonra boşanmayla son bulmuştur.
1.Ahmet oğlu 2.Ahmet kızı Zeynep
Ahmet kızı Zeynep önce Süleyman amcasının oğlu Salim ile evlenmişti.
Salim’i anlatırken Zeynep ile ilgili de bilgi vermiştik.
Burada Zeynep’in 2. evliliğinden söz edeceğiz.Zeynep 2. kez Gazi adında birisiyle evlenmiştir.
Bu evlilikten bir kızları olmuştur. Refika adı verilen bu kız büyüdüğünde teyzesi Fadime’nin oğlu Abdullah Erceğiz ile evlenmiştir.
Salim’i anlatırken Zeynep ile ilgili de bilgi vermiştik.
Burada Zeynep’in 2. evliliğinden söz edeceğiz.Zeynep 2. kez Gazi adında birisiyle evlenmiştir.
Bu evlilikten bir kızları olmuştur. Refika adı verilen bu kız büyüdüğünde teyzesi Fadime’nin oğlu Abdullah Erceğiz ile evlenmiştir.
1.Ahmet oğlu 2.Ahmet kızı Sıdıka

Sıdıka Eroğlu Sivrihisar da Kurşunlu mahallede oturan Glisi’lerden Mahmut Şengel ile evlenmiştir.
Mahmut Şengel askerliğini Kızıl Denizde yapmıştır. Burada çok iyi yüzme öğrenen Mahmut askerlik dönüşü, Sakarya ırmağı civarında çalışarak ırmaktan insanları kurtarma görevini üstlenmiştir.
Mahmut’un çok sayıda merkebi(eşek) vardı. Bunlarla taşımacılık yapar Günyüzü nahiyesine mal taşırdı.
Mahmut’un 4-5 kez evlendiği söylenir. Mahmut oğlu Süleyman ve eşi Hacer birkaç yıl Yavşan’a yaylaya gelmişlerdi.
7 Şubat 2009 Cumartesi
1. Ahmet kızı Emine
Karaca’lar bahsinde birkaç kez adı geçen Emine, 1. Ahmet' in evladı olup, kendisinin tam 6 adet erkek kardeşi vardı. Ailede tek kız olması nedeniyle biraz imtiyazlı biraz şımarık büyütülmüştü.
Dirayetli ve otoriter bir aile reise olan 1.Ahmet ve onun akıllı geçinen karısı Körebe, kızını evcimen bir hanım ve iyi ilişkiler kurabilecek, micazı sevecen, güler yüzlü bir kız olarak yetiştirmişlerdi.
Sonunda bu nadide çicek Karaca zade Molla İbrahim’e kısmet olmuştur. Damat adayı İbrahim’i Emine’nin babası yakından tanıyor ve beğeniyordu. İbrahim ile Emine 1891 yılında Sivrihisar da evlendiler.
Altı kardeşin bacısı Emine’nin yaşamı ne yazık ki kısa sürmüştür. O henüz hayatının baharındayken 25 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
Emine’nin esasen kısa geçen ömrü kışları Sivrihisar’da yazları ise Bozlar’da geçmiştir. Zira onun kocası ve kayınpederi Bozlar’da mal ve mülke sahip olup, geçimlerini buradan temin ederlerdi. Ailenin hali vakti iyiydi. İyi olmayan Emine’nin iki çocuk annesiyken genç yaşta ölmesiydi.
Çocuklarından İsmail 3 yaşındayken ölmüştür. Diğer çocuğu ise babam Fevzi Karaca dır.
Dirayetli ve otoriter bir aile reise olan 1.Ahmet ve onun akıllı geçinen karısı Körebe, kızını evcimen bir hanım ve iyi ilişkiler kurabilecek, micazı sevecen, güler yüzlü bir kız olarak yetiştirmişlerdi.
Sonunda bu nadide çicek Karaca zade Molla İbrahim’e kısmet olmuştur. Damat adayı İbrahim’i Emine’nin babası yakından tanıyor ve beğeniyordu. İbrahim ile Emine 1891 yılında Sivrihisar da evlendiler.
Altı kardeşin bacısı Emine’nin yaşamı ne yazık ki kısa sürmüştür. O henüz hayatının baharındayken 25 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
Emine’nin esasen kısa geçen ömrü kışları Sivrihisar’da yazları ise Bozlar’da geçmiştir. Zira onun kocası ve kayınpederi Bozlar’da mal ve mülke sahip olup, geçimlerini buradan temin ederlerdi. Ailenin hali vakti iyiydi. İyi olmayan Emine’nin iki çocuk annesiyken genç yaşta ölmesiydi.
Çocuklarından İsmail 3 yaşındayken ölmüştür. Diğer çocuğu ise babam Fevzi Karaca dır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

